SİNEMANIN TÜM RENKLERİ ALTIN PORTAKAL’DA…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Belgeseller, kısa filmler ve bugünden itibaren programa dahil olan sinema okulları öğrenci filmleri ile Altın Portakal, sinemanın farklı renklerini kucaklarken film ekipleri de seyircilerle bir araya geldi.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali perdesinde perşembe günü; kısa filmler, belgeseller ve sinema okulları öğrenci filmleri yansıdı.

Bunlardan ilki; Ulusal Belgesel Yarışması’nda yer alan, “Modernist: Usmanbaş”tı. Gösterimin ardından yönetmen Enver Serdar Kökçeoğlu, yapımcı Elif Dizdaroğlu, müzisyen Mine Pakel, kurgucu Hazal Bayar ve ses tasarımcısı Vahid Moghadasi, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’ndaki söyleşiye katıldı. Türkiye’de çağdaş müziğin öncüsü İlhan Usmanbaş’ı anlatan belgeselin, Usmanbaş’la yaptığı röportaja dayandığını söyleyen Elif Dizdaroğlu, devamındaki hikâyeyi şöyle anlattı:

“2018’de yılında Mimaroğlu filmi sırasında Usmanbaş’la tanıştım; röportaj yaptık. 2019’da da telefonla görüşmeye devam ettik. 2021’de 100’üncü yaşı ile ilgili YouTube’da özel bir röportaj yaptık. Sonra aslında birileri, belgeselini yapar diye bekledik ama kimse yapmayınca 2022’de de İlhan Usmanbaş’ı ziyaret ettik ve belgesel yapmak için izin aldık. O da kabul edince çekimlere başladık, sponsor aradık, o ara deprem oldu. Biraz bekleyip sponsor da bulup tekrar çekimlere başladık. 2025’te tamamladık ama ne yazık ki İlhan Usmanbaş’ı da kaybettik 30 Ocak’ta”

Yönetmen Enver Serdar Kökçeoğlu, belgeselin önemini şu sözlerle ifade etti:

“Çok uzun bir yaşam, biliyorsunuz; cumhuriyetten önce 1910’larda yani Osmanlı’da doğmuş. Ve neredeyse hem ülkenin tarihini hem de müziğin tarihini birebir yaşamış biri. Bizim de Türk modernleşmesiyle özellikle işitsel modernleşmeye bir düşkünlüğümüz olduğu için dedik ki onu, modernist inadıyla anlatacağız. Bu ülkede çağdaş müzik, elektronik müzik hep 18-19. yüzyıl müziği şeklinde dinlenmiştir. 20. yüzyıl müziği hakikaten dinlenmez; zordur, karanlıktır…”

Kökçeoğlu’nun dile getirdiği görsel dünyanın nasıl oluşturulduğunu ise filmin kurgucusu Hazal Bayar anlattı:

“Valla ben çok zorlandım. Aslında tamamen grafik olarak baktık. Çok fazla text, kareler, kareler, bunların ölçüsü, simetrisi vesaire; bunları ayarlamak çok zordu. Karenin içinde bir şeyleri bölüp onları yerleştirmek biraz zorladı açıkçası. Bir de elimizde çok fazla arşiv görüntüsü olunca onu da kullanmak, göstermek istedik. Ben kişisel olarak da parçalı görüntü, bölünmüş ekranlar, çoklu ekran anlatımlarını seviyorum. Burada da o tarzı oturtabildik hem müzik hem de filmin avangart yapısından dolayı”