Grand Hyatt İstanbul, Grand Art kapsamında KUN Art Space’in kuratörlüğünde hayata geçirdiği yeni sergisi “Field of Vision” ile Hazer Coşgun, Tahsin Engin Gökten ve Hakan Çapkan’ın eserlerini bir araya getiriyor. Cam, fotoğraf ve illüstrasyonun farklı ifade biçimlerini buluşturan sergi, 30 Kasım tarihine kadar Grand Hyatt İstanbul’da ziyaret edilebilecek.
Sanatı misafir deneyiminin bir parçası olarak ele alan Grand Hyatt İstanbul, Grand Art kapsamında farklı disiplinlerden sanatçıları ağırlamaya devam ediyor. Otelin sanatla kurduğu bu diyaloğun yeni buluşması olan Field of Vision, KUN Art Space’in kuratörlüğünde üç sanatçının birbirinden farklı üretimlerini aynı seçkide buluşturuyor.
Belirli bir anlatıyı takip etmek yerine izleyiciyi renkler, yansımalar, boşluklar ve farklı bakış açıları arasında özgürce dolaşmaya davet eden Field of Vision, görme ve algılama biçimleri üzerine kurulu bir deneyim sunuyor. Birbirinden farklı görsel dünyaların yan yana gelişi, izleyiciye ayrıntıları keşfetme ve eserler arasında kendi bağlantılarını kurma alanı açıyor.

Işığın Camla Değişen Yüzü
Sergide cam sanatçısı Hazer Coşgun, ışığın cam yüzeylerde yarattığı kırılma, yansıma ve renk değişimlerinden hareket ediyor. Üfleme cam ve kesme cam teknikleriyle üretilen eserler, ışıkla birlikte dönüşen yapıları sayesinde gerçek ile hayal arasında değişken bir görsel alan yaratıyor. Sergide sanatçının “Işık İnsanlar” çalışmalarının yanı sıra farklı renk ve katmanların bir araya geldiği “Sun” eserleri de yer alıyor.
Farklı Coğrafyalardan Yakalanan Anlar
Fotoğraf sanatçısı Tahsin Engin Gökten ise farklı coğrafyalarda karşılaştığı anları ışığın değişen olanakları üzerinden ele alıyor. Müdahalesiz ham fotoğraflardan oluşan çalışmaları, kent dokularından doğa manzaralarına uzanan farklı görüntüler aracılığıyla izleyiciyi çekimin gerçekleştiği ana yaklaştırıyor. Işığın, rengin ve kadrajın öne çıktığı fotoğraflar, gündelik hayatın içindeki masalsı ayrıntıları görünür kılıyor.
Şehirden Hayal Dünyasına
İllüstrasyon sanatçısı Hakan Çapkan, kağıt üzerine suluboya ve mürekkepli kalemle ürettiği eserlerinde gündelik yaşamın tanıdık sahnelerini hayal gücüyle yeniden yorumluyor. Şehir yaşamından uzaklaşan küçük kaçışlar, doğayla kurulan bağ ve sıradan anların içindeki keyif, sanatçının renkli dünyasında yeni hikayelere dönüşüyor. Çapkan’ın çalışmaları, izleyiciyi kimi zaman bir yolculuğa, kimi zaman güneşli bir günün dinginliğine taşıyarak gündelik hayatın içinde saklı kalan neşeyi ve ışığı hatırlatıyor. Eserlerin kağıt üzerine suluboya ve mürekkepli kalem tekniğiyle üretildiği sergi dosyasında da belirtiliyor.
Field of Vision, Grand Hyatt İstanbul’da
Üç farklı disiplin ve üç farklı görme biçimini aynı seçkide buluşturan Field of Vision, izleyiciyi tek bir okuma biçimine yönlendirmek yerine her eserle kendi ilişkisini kurmaya davet ediyor. Camın ışıkla değişen yüzeyi, fotoğrafın yakaladığı anlar ve illüstrasyonun düşsel dünyası bir araya gelerek serginin çok katmanlı görsel dilini oluşturuyor.
