Hayatını Müziğe Dönüştüren Çığlıklarıyla Ruhumuza Dokunan Şebnem Ferah Efsanesi…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şebnem Ferah, kendini rock müziğine adamış efsanevi biri. Şarkılarıyla gündemden bir an bile düşmüyor. Çığlıklarıyla Ruhumuza Dokunan Yaşayan Bir Efsane “O”

Haber Derleme: Ali Fikret

Tarzı, sesi, kişiliği ile herkesin imrendiği Şebnem‘in hayatı adeta bir roman. Mükemmeliyetçi. Müzikal tarafta inanılmaz derece detaycı, en yüksek performansı sergilemek isteyen ve en iyi şekilde sahneye aktarmak isteyen sanatçı. Müzikalite olarak en üst sınırda bir seviyeyi isteyen biri. Onun gibi insanların hayatı tabi ki daha zor oluyor.

Eğer Şebnem Ferah‘ın konserine bir kere bile gittiyseniz o gece yorgunluktan bayılıp 2 gün aralıksız uyumuş olabilirsiniz. Şebnem, sahneyi adeta yaşıyor! Bazen öyle bir an geliyor ki, şarkıyı söylemeyi bırakıp seyircisine bırakıyor. Seyircilerini kendi şarkılarını söylerken izlemeye resmen aşık bir kadın.

Şebnem Ferah öyle bir şekilde ruhunuza dokunur ki dinlediğiniz her şarkısında sizi alıp başka bir yere götürür. Türk müzik tarihinde başımıza gelmiş en güzel şey o.

Sanatçı ruhuna sahip olmasının yanı sıra derslerinde de oldukça başarılı olan Şebnem, ODTU Ekonomi bölümünü kazanarak, ablası Aycan ile Ankara’da yaşamaya başlamıştı.

Burada oldukça mutluydu, günlerini gitar çalarak ve sosyal etkinliklere katılarak geçiriyordu. Aynı zamanda kurduğu grubu ile de Amatör olarak şarkılar çalmaya devam ediyordu. Yakın arkadaşlarından oluşan Volvox grubuna 1992 yılında tanıştığı Konservatuar öğrencisi Özlem Tekin’i de davet etti. Her şey yolunda gidiyordu, ta ki Şebnem dışındaki grup üyelerinin İstanbul’da üniversite kazanmalarına kadar. Grup ne kadar üzülse de dağılmak zorundaydı. Çünkü şarkıcılık kariyerlerine henüz başlamamış ve okula giderken hobi olarak gördükleri amatör müzik, bir şekilde derslerinin önüne geçemiyordu. Şebnem büyük bir karar vermek zorundaydı! Okuldan mezun olup, Ekonomist mi olacaktı? Yoksa bir Rock Kraliçesi olma yolunda mı ilerleyecekti?

Büyük acılarla erken tanışan kadındır Şebnem Ferah; 1996 yılında 24 yaşındayken ilk albümünü çıkaran Şebnem Ferah, bu albümdeki Deli Kızım Uyan şarkısını o sıralar komada olan ablasına yazmıştır. 1998’de ablasını toprağa veren Şebnem Ferah, ikinci albümünün hemen ardından da Yalova Depremi’nde babasını kaybetmiştir. 1996’dan 2003’e kadar 7 sene boyunca Universal Müzik’le çalışan Şebnem Ferah ve Ebru Gündeş, çok yakın arkadaş olmasalar da beraber vakit geçirmiş isimler. Universal Müzik’in Genel Direktörü Süha Yavuz ise hikayeyi ilginç kılan adam konumunda olan kişi. Babasının ölümü sonrası girdiği buhrandan Süha Yavuz ile çıkmayı başaran Şebnem Ferah, Ekim 2001’de çıkarttığı ”Perdeler” albümünde hayata umutla bakan bir profil çizmekteydi. Bu albümdeki ”Günaydın Sevgilim” şarkısını da sevgilisine yazdığı biliniyordu. Bu sırada Türk rock müziğinin kraliçesinin, sevgilisi Süha Yavuz’la ilişkisi de sorunsuz ilerlemekteydi.

Ancak Perdeler albümünün üzerinden daha ay geçmemişti ki Şebnem Ferah, televizyon başındayken sevgilisinin Ebru Gündeş’le beraber olduğunu öğrendi. İhanetin kendisi kadar öğreniliş şekli de şok ediciydi. Sevgilisinin kendisini sanat camiasından arkadaşı olan bir kadınla aldatması Şebnem Ferah’ı yıktı.

Bu haberin hemen ardından da Ebru Gündeş’in Ahdım Olsun albümü Universal Müzik tarafından piyasaya sürüldü. Dördüncü albüm için yaptığı tüm hazırlıkları bir çırpıda silen Şebnem Ferah, bir süre sadece yakın arkadaşlarıyla iletişime geçti ve evinden pek fazla dışarı çıkmamayı tercih etti.

Hindistan’a ve Amerika’ya giderek uzunca bir arınma dönemi geçiren Şebnem Ferah, aynı zamanda birçok da şarkı biriktirmişti. Yaşanan bu ihanet hakkında konuşmamayı tercih eden Şebnem, cevabını 2003 yılında yine Universal Müzik’ten çıkan ”Kelimeler Yetse” albümündeki şarkılarıyla verdi. Albümdeki Babam Oğlum, Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler, Daha İyi Olmaz mıydı şarkılarıyla acısını ve belki de o zaman hala süren aşkını dile getiren; Ben Şarkımı Söylerken, Mayın Tarlası şarkılarıyla isyan eden ve kesin olmamakla birlikte Senin Adın Ne ile de karşı taraftaki kadına gönderme yapan Şebnem Ferah, bu olaydan sapasağlam çıkmayı başardı.

Ve efsane Şebnem’in kelimeleri giriyor devreye:

Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de bir takım hakların mükemmel derecede işliyor olmasını arzu ederdim. Müziğin sadece bir eğlence değil, aynı zamanda hayatımızda ekmek ve su kadar ihtiyaç duyulan bir gerçek olmasını çok arzu ederdim. Gerçekçi olmak gerekirse büyük ekonomik zorluk içerisinde yaşıyoruz. Ülkemiz sadece İstanbul, İzmir ve Ankara’dan ibaret değil. Herkes “Bugün de şu albümü alayım, dinleyim ve hayatım güzelleşsin!” diyemiyor. İnsanlar çocuklarının eğitimin, evlerine götürecekleri ekmek derdinde. Bu konularda, yıllar geçtikçe ileriye gitmiş olduğumuzu görebilseydim çok mutlu olurdum.

Daha huzurlu bir hayatı tercih ederdim. Eğitimin çok daha üst düzeyde olmasını arzu ederdim. Türkiye’nin çok büyük bir kısmı, kız çocuklarını hâlâ belli bir yaşa geldikten sonra hayatlarını kurtaracak bir koca bulmak gayesiyle yetiştiriyor. Bunun yerine kız çocuklarının alması gereken bütün eğitimi aldığı, kendi ayakları üzerinde durabildiği, kendi istediği, kendi sevdiği için bir aile kurabildiği, evliliği bir kurtuluş ve bir kaçış olarak görmediği bir Türkiye isterdim.